Efendi Hazretlerimizin (k.s.) yüzünü güldürme zamanı gelmedi mi?

Türkiye’de ve tüm dünyada Müslümanların durumlarına bir […]

Türkiye’de ve tüm dünyada Müslümanların durumlarına bir göz attığımızda hep ezilen, hakir görülen, zulüm ve türlü türlü işkencelere maruz kalan kadın, çocuk, yaşlı demeden hunharca öldürülenler hep Müslümanlar.

Başta Suriye, Filistin, Irak, Arakan ve daha ismini sayamayacağımız İslam ülkeleri hep karışık, hep huzursuzluk ve anarşist bir durum söz konusu.

Yeryüzünde 1,5 milyar Müslüman varken dünya nüfusunun büyük bir kısmı Müslüman iken neden hep zulüm altında ezilenler Müslümanlar bir düşünelim?

Niçin bir avuç Yahudi bütün dünyaya söz geçiriyor?

Niçin Hristiyanlar kendi aralarında Katolikler ve Protestanlar olmak üzere bölünmüşken Müslümana karşı birlik oluyorlar?

Niçin hep Müslüman ülkeleri savaş eşiğinde?

Niçin hep Müslümanlar Kürt-Türk, alevi-sünni, sağcı-solcu diye birbirlerine kırdırılıyor?

Bu gidiş nereye kadar sürecek. Bu sıkıntıların, işkencelerin zulümlerin bir sonu yok mu? Nereye bu gidiş.

Bu soruların ve daha nice soruların cevabı hepsi yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’dedir.

“Allah’ın ipi olan (Kur’an-ı Kerim’e) sımsıkı sarılın. Tefrikaya (fitneye) düşmeyin.”

Bizler Müslümanlar olarak, daha bir çatı altında toplanamıyoruz.

Hac günlerinde karşılaştığımız bir olay; “Hac günleri Mina çadırında namaz vakti gelmişti. Öğle namazı kılmak için hazırlıklar yapılıyordu. Aynı çadırda Türkiye, Arnavutluk ve Rusya’dan gelen Müslüman kardeşlerimizle beraber bulunuyorduk. Grubumuzda yabancı dil bilen bir kardeşimiz diğer gruplara “Gelin hep beraber cemaat yapalım. Namazı birlikte kılalım” diyerek davet etti. Ancak iki grupta yanaşmadı. “Siz kendi kendinize kılın, biz ayrı cemaat yapacağız” dediler ve bir çadırda bir öğle namazı üç kere ayrı ayrı cemaatler halinde kılındı.”

Dinimiz bir, kıblemiz bir, kitabımız bir, Peygamberimiz bir, Rabbimiz bir ama bu ayrılıklar nedir? Nasıl bir hak getirmişler ki bizi bir çadırda bile birlik ve beraberliği sağlayamıyoruz.

MÜSLÜMAN UYANIK OLMALI

Müslüman uyanık olmalı. Her işinde evvela Rabbinin rızasını gözetmeli şahsi menfaatlerden ziyade mümin kardeşimizin halini ve durumunu düşünerek hareket etmeliyiz. Ayeti Kerimede de buyurulduğu üzere bizler ümmeti Muhammed olarak Allah’a ve Resulüne sahip çıkar, Mevla’nın rızasına gözetirsek, Kur’an’ın hükümleriyle amel eder, yasaklarından kaçınırsak yeryüzünde tekrar söz sahibi olma durumuna geliriz. Yok eğer biz Allah ve Resulünü bir kenara bırakır, hüküm ve yasaklarına uymaz isek o zaman sıkıntılar her geçen gün daha da büyüyerek devam eder.

Ehli sünnet vel cemaat çizgisinden şaşmadan üstadımız Efendi hazretlerimizin (k.s.) kontrolünde yeryüzünün en nadide cemaati olarak, Efendi Hazretlerimizin ideallerini şuur ve samimiyetini yakışır bir şekilde yaşamak için birbirimize sahip çıkmalıyız.

Fitne ve fesatlardan bıkmadık mı?

İftira ve gıybetten bıkmadık mı?

Üstadımızın yüzünü güldürme zamanı gelmedi mi?

Unutmayalım ki bizler sultanımızı memnun edersek O’nunla beraber her şey kolay ve sıkıntısız olur.

Tüm dünya Müslümanlarının bir kurtarıcıya ihtiyacı varken, tüm Müslümanlar feryat ve figan içinde bir kandil ararken bizler sultanımızın kıymetini bilmeli ve artık birlik ve beraberliği, kardeşlik ve samimiyeti yakalamalıyız.

Evvela İstanbul’da, sonra Türkiye’de ve tüm dünyada bu birlikteliği yakalama temennisiyle…

 

 

Tags:
FM Özel Eğitim Kurumları