Gerçek Mutluluk Ve Huzur

Yeryüzü kaotik bir sürecin içinde adeta can […]

Yeryüzü kaotik bir sürecin içinde adeta can çekişiyor. Küfür ehlinin tesiri altındaki her şey iflas etmiş durumda. İnsanı merkez alarak tek taraflı bir dünya tasavvuru kuran küfür aklı, insanlığa teorik olarak vadettiği güzel hayatı veremedi. Özgürlüklerle dolu modernize edilmiş müreffeh bir yaşamı vadedenler, onun yerine sömürüye dayalı, sürekli kan ve gözyaşının akıtıldığı bir ortam kurdular. Aslında Allah’tan uzak bir hayat kurmak isteyenlerin yapmak istedikleri şey tamda böyle bir şeydi ve bunu büyük bir oranda başardılar. Şimdi yeryüzünde katledilen, sömürülen ve göçe zorlanan milyonlarca insan var. Kısacası Allah’tan uzaklaşan inkârcılar, nefis ve şeytanla beslenen kıt akıllarıyla yeni bir dünya inşa etmeye kalktılar ve bunda başarılı olamadılar. Dünya hayatını daha güzel kılma çabasına giren beşer zekânın ürünü olan kominizim, faşizm, sosyalizm, liberalizm ve demokrasi gibi pek çok ideoloji insanlığa mutluluk yerine kan ve gözyaşı getirdi. Yüce Rabbimiz bizleri Muhammed suresinin 33. Ayeti kerimesinde ne güzel ikaz ediyor: “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin. İşlerinizi boşa çıkarmayın.”

İnsan yeryüzünü idare edeceğini zannederek, Allah’ımızın idaresine karışı çıktı. Oysa her zerreyi yaratan Allah (c.c.), sahibi olduğu her şey için neyin iyi ve neyin güzel olduğunu en iyi bilendir. Dolayısıyla neyin nasıl idare edileceğini de en iyi bilen O (c.c.)’dur. Biz kullar olarak üzerimize düşen şey ise asi olmak değil, boyun bükerek itaat etmektir. Eğer iki cihanda da gerçek huzuru istiyorsak onu, ortaya atılan saçma sapan ideolojilerde değil Allah’a (c.c.) itaat etmekte aramalıyız. Yüce Mevla’mız Nur suresinin 52. Ayetinde bunu açıkça beyan etmiştir: “Her kim Allah’a ve Resulüne itaat eder, Allah’a saygı duyar ve O’ndan sakınırsa, işte asıl bunlar mutluluğa erenlerdir.”

İnkârcı aklın ürünü olan günümüz dünyasındaki karmaşada, huzuru en çok kaçırılan toplumlar hiç kuşkusuz Müslümanlardır. Ortadoğu’da yaşanan vahşet manzaraları bunu açıkça ortaya koymaktadır. Dünya düzenini bozan küffarın kimleri hedef aldığı açıkça ortadadır. Hal böyleyken hala onların fikir ve akımlarına kapılarak kurtuluşu onlarda aramak büyük bir yanlıştır. Elbette ki kâfirler, müminlerin boyunlarını sadece silah zoruyla eğmiyorlar, kendi yaşam biçimlerine özendirerek de boyun eğmemizi sağlıyorlar. İslam toplumlarına baktığımızda küfür ehline ait pek çok şeyin nasıl etkili bir şekilde sirayet ettiğini görmekteyiz. Oysaki küfre karşı ne silah zoruyla nede kültürel anlamda asla boyun eğilmemelidir. Güzel Allah’ımız bu hususta Azhâb suresinin 1. Ayetine açıkça şöyle beyanda bulunmaktadır: “Ey Peygamber! Allah’tan kork, kâfirlere ve münafıklara boyun eğme. Elbette Allah her şeyi bilmekte ve yerli yerince yapmaktadır.”

Sözü fazla uzatmadan son olarak şunu söyleyelim. Müslümanlar olarak hem bu dünyada hem de sonsuz âlemde gerçek mutluluğu ve huzuru yakalamak istiyorsak Allah (c.c.) ve Resulünün (s.a.v.) bize sunduğu yaşam biçimini koşulsuz gönülden kabul ederek tatbik edeceğiz. Yoksa bundan başka bir yerde çare aramaya kalkışırsak, Rabbimizin de buyurduğu üzere tüm çabalarımız boşa çıkacaktır.

Fatih Medreseleri Yazı İşleri Kurulu