Hafızlık Ölmesin!

Cemaatimizin hocalarının devamlı üzerinde durduğu bu konuyu […]

Cemaatimizin hocalarının devamlı üzerinde durduğu bu konuyu Habervaktim yazarı M.Emin Parlaktürk yazdığı için teşekkür ederiz.

 

Bu yazıyı yazmak için, doğrusu grup toplantısında sayın Başbakan bir açıklık getirir mi diye, Salı’yı bekledim.

Yazıyı bir gün gecikmeyle yazmamın sebebi bu.

Cevabını aradığım soru şuydu:

Bu “hafızlık” meselesi ne olacak?

Ama Başbakan tek cümle konuşmadı.

Bu iki şeye yorulabilir:

Ya olgunlaşmasını beklediği çalışmalar bitmedi.

Ya da bu iş tamamen rafa kaldırıldı.

İkinci ihtimali düşünmek bile istemiyorum.

O zaman, bu işin nereye varacağını sayın Erdoğan bizden iyi bilir, eminim.

***

Daha önceki iki yazımda; 4+4+4 sisteminin bu haliyle hafızlık müessesesini bitireceğini yazmıştım.

Pek çok okuyucum da bu konuda görüşlerini açıkladılar.

Görüşler, iki noktada toplandı:

1.Hafızlık müessesesi her hâlükârda mutlaka korunmalı ve devam ettirilmeli.

2.Hafızlara Kur’an ezberlemenin yanında Arapça ve dini ilimler de öğretilmeli.

Şimdiye kadar ki Kur’an kurslarında yürütülen eğitimin eksik, müfredatın yetersiz olduğu, hafız olanların da sadece metnin hafızı olup anlam bilgisinden yoksun bulunduğu bilinen bir gerçek!

Bu haliyle, Kur’an kurslarının mutlaka ıslah edilmesi gerektiği ortada.

Ancak, Hükümet’ten bu konuda somut bir adım atılmış değil.

Diyanet ise, suskunluğunu koruyor.

En son, Sapanca’da geçen hafta yapılan “İl Müftüleri Semineri” sonrasına yayınlanan sonuç bildirgesinde sadece “yaz kursları”ndan söz edilmesi bunu gösteriyor.

***

Şunu birbirine karıştırmayalım:

Yeni eğitim sisteminde tüm okullara konan seçmeli Kur’an ve Siyer dersleri, eğer amacına ulaşırsa bir reform niteliğinde, bu güzel! Ayrıca, kademeli eğitimle ikinci dört yıldan itibaren ortaokulların (bu arada imam hatiplerin) açılması da takdire şayan, bu da güzel!..

Ama, konumuz bunlar değil. Çünkü, bunların “hafızlık” öğretimi ile ilgisi yok!

6 yaşında ilkokula başlayan bir çocuk, her kademede mecburi olarak bir üst okula (hem de bilgisayarla otomatik) kaydolacağı için, hiç ara vermeden 12 yıllık eğitimi bitirmek zorunda olacak.

Bu sistemin en kötü tarafı da bu. Yani kesintili değil!

Kademeli olması “hafızlık” sorununu çözmüyor, eğitim yine kesintisiz, yine zorunlu, hem de 12 yıl.

6 yaşı da ilave ederseniz, bir öğrenci ancak 18 yaşından sonra hafızlığa başlayabilecek!..

***

Bazı okuyucuların zannettiği gibi, sadece yaz dönemlerinde çalışarak hafızlık yapılmaz. Hafızlık, aralıksız öğretimle olur.

Kanaatimce, bu sorunu gidermek için aşağıdaki çözümler düşünülebilir:

1- Kanuna istisnaî bir madde konarak “hafız olacak öğrenci eğitime iki yıl ara verebilir” denir.

2- Hafızlık üstün zekâyı gerektirdiğinden ikinci kademede “açık öğretim” seçeneği uygulanabilir.

3- İmam Hatip Orta’da “hafızlık bölümü” açılarak ders müfredatı buna uyumlu hale getirilebilir.

4- Binası müsait olan Kur’an Kursları ortaokul’a dönüştürülerek özel statüye kavuşturulabilir.

5- Köklü çözüm: Kanun değişikliğine gidilerek ilk 4’ten sonraki kademelere “kesintili” ibaresi eklenebilir.

Çözmeye niyetli olduktan sonra, Milli Eğitim ve Diyanet daha başka çözümler de üretebilirler.

***

Dünyada hiçbir şey çözümsüz değildir. Sadece ölüme çare bulunmaz.

Bizim bu konu üzerinde ısrarla durmamızı zâit bulup dudak bükenler olabilir.

Bizim hafızlığa değer vermemiz, Kur’an’a değer vermemizden kaynaklanıyor.

Hıfzıyla âlim, ilmiyle âmil hafızların yetişmesi en büyük arzumuzdur.

Metnini ezberlemenin yanında manasına da nüfûz eden hafızların yetişmesine imkan verecek bir düzenleme beklerken her ikisini de kaybetmek ise, en büyük korkumuz!..

Dimyat’a pirince giderken, Ev’deki bulgurdan olmayalım!

Yatsan