Hakka Hizmet Zannı ile Batıla Hizmet Etmek

Allah (c.c.) insanlığın ilk yaratılışından itibaren günümüze […]

Allah (c.c.) insanlığın ilk yaratılışından itibaren günümüze ve de kıyamet sabahı vaktine kadar, insanlığın nasıl yaşaması gerektiğini, göndermiş olduğu peygamberler ve kitaplar vasıtasıyla bizlere duyurmuştur. Kendine ait bu uyarıcı ve açıklayıcılar neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bize bir şekilde anlatmışlar ve nasıl hizmet vererek Hakka hizmet olacağını izah etmişlerdir. “Buna binaen bir kimse peygamber ve kitabın desturlarına göre hizmet veriyorsa gerçek hizmet budur.” Bunun zıttı olarak “İnsan ben böyle hizmet veriyorum” demekle kendi kafasınca doğru bildiği hizmeti hizmet kabul etmemeli, çünkü “Allah katında hizmet değil tam tersi batıla teşvik olabilir.” Hani müşriklerin şu hali vardı ya! Onlar taptıkları putlara “Bizi Allah’a yaklaştırsın diyerek onlara yemekler, hediyeler sunuyorlardı.” Kendilerince hakka hizmet olarak kabul ettikleri bu olayı Allah reddediyor, onlara “Siz batıla dalanlarsınız” diyordu.

“Arkadaşlar bir insan ölçü olarak kendisine Hz. Muhammed (s.a.v.)’i koymadıysa, yaşam olarak Kur’an-ı hayatına tatbik etmiyorsa bu insan nasıl hakka hizmet etmiş olabilir?”

Müslüman’ın ölçüsü, Müslüman’ın kendi nefsi, fikir ve yaşantısı olamaz. Zaman böyle gerektiriyor diyerek Allah’ın kesin hükümlerini zamana uydurup, bununda adını hizmet koyamaz. “Şeytan sizleri kandırmasın” diyor, Rabbimiz. Bu nasıl oluyor? Şeytan bilinçsiz ve bilgisi olan insana ayet ve hadisleri delil göstererek, inandığı batıla hizmetçi etmek ister. Misal verecek olursak; insanımıza senelerce hep Allah’ın ilk emrinin “Oku!” olduğu söylenmiştir. Ve bilinçsiz bir şekilde her zaman genel manası ön planda tutulmuş, devamındaki “Sen yaratan Rabbinin adı ile oku” ayeti hiç hesaba katılmamıştır.

Evet okuma hizmeti Allah’ın isminin ön planda olduğu bir şekilde ifade edilmeliydi. Yoksa Allah “oku diyor” diye her türlü okumayı meşru göstermek doğru değildi. Ancak senelerden beri bu şekilde yönlendirildik. Hep okuduk ama Allah’ın adıyla başlayanları değil.

Müslüman’a yakışan, hedefinde her zaman Allah’ın rızasını gözetmesidir. Bir işe başlarken sağlam niyetle başlayıp, neticesine kadar aynı salamlığı muhafaza etmektir. Yanlışını gördüğü anda, tespit ettiği zamanda geri adım atarak, tövbe etmesi, tekrar Allah’a yönelmesidir.

Hatırlayacak olursak, Çanakkale Savaşları’nda İngilizler, Hindistan’dan vb. yerlerden topladıkları Müslümanları, “Türkler dünyanın huzurunu, barışını bozmak istiyorlar” diye cephelerimize kadar getirmişlerdi. Ne zaman ki bizim tarafımızdan ezan sesleri, tekbir sesleri duymaya başladılar, o zaman kandırıldıklarını anladılar. Ama iş işten geçmiş Hakka hizmet ediyoruz diye batılın tam göbeğine düşmüşlerdi.

Lütfen sizden rica ediyorum bulunduğunuz durumları çok iyi değerlendirip, hizmet verdiğinizi temyiz ediniz. Eğer gerçekten Hakka hizmet etmek istiyorsanız böyle bir toplumun içinde bulunmanız şart olduğunu size bildirmek isterim. Bununda ölçüsü sünneti yaşayan ve yaşatan, günümüz şartlarına rağmen tavizden sakınan, Kur’an-ı Peygamberimize indiği andaki gibi taptaze muhafaza eden, hem yaşantısında hem de gönlünde bunu nakşeden bir topluluk, bir kardeş grubundadır.

Netice olarak Allah bizleri kendi katında makbul olduğu şekilde dinine hizmetkar eylesin. Nefsani ve şeytani bütün tuzaklardan muhafaza eylesin. Peygamberinin ve O’nun varisleri Allah dostlarının çizgisinden çıkmaktan, onlarsız bir hayat yaşamaktan, ömrümüzü boş hizmetlerde geçirmekten hepimizi muhafaza eylesin.

“Hakka hizmet Hak ile olur!”


Tags:
Yatsan