Hazreti Fâtımâ (Radıyallâhu Anhâ) İlmî Şahsiyeti ve Vefâtı

Hazreti Fâtımâ Validemizin İlmî Şahsiyeti Tarihi kaynaklara […]

Hazreti Fâtımâ Validemizin İlmî Şahsiyeti

Tarihi kaynaklara bakıldığında Hazreti Fâtımâ (Radıyallâhu Anhâ) validemizin hayâ ve edep gibi vasıflarla temayüz ettiği görülmektedir. Pek çok fazîleti açıkça zikredilmiş olan Hazreti Fâtımâ (Radıyallâhu Anhâ) validemizin ilmî yönü de şüphesiz çok mühimdir; fakat o peygamber efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)den –altı ay gibi- kısa bir süre sonra vefat etmiştir. Kendisinden çok sayıda hadis rivâyeti ve fıkhî görüş nakledilmemiş olması, buna bağlı olarak değerlendirilmelidir. Yoksa Hazreti Fâtımâ (Radıyallâhu Anhâ) ilme son derece düşkün, Hazreti Ali (Radıyallâhu Anh)tan da Rasûlullâh Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)in tatbikatını sorup öğrenme konusunda gayretli bir hanım sahâbî idi.

Hazreti Ebûbekir (Radıyallâhu Anh) gibi, Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm’ın veziri konumunda bulunmuş ve ashâbın en faziletlisi olan bir zâttan da az sayıda hadis rivayet edilmiş olması ve kendisinin ictihadlarından pek azının nakledilmiş olması da bu sebepledir. Musab b. Umeyr (Radıyallâhu Anh) gibi, ashâbın ilk hocalarından olan bir zâttan bize ulaşan hadis rivayetleri ve fıkhi kavillerin nicelik yönünden durumu da bundan farklı değildir.

Çok sayıda hadis rivayet eden ve kendilerinden bir risale ya da cüz teşkil edecek kadar rivayet ve fetva nakledilmiş olan sahâbîlerin geç vefât eden sahâbîlerden olmaları bu açıdan dikkat çekmektedir. Rivâyet ve fetvâ nakli konusunda vefât senesinin yanında bir de görüşleri sonraki nesillere aktaracak olan talebe hususu da son derece önemlidir. Kendilerinden çok sayıda rivâyet ve fetvâ nakledilmiş olan sahâbîler, bulundukları bölgede, etrafında talebe ve tedrisat bağlamında belli bir ekol oluşmuş, bir kısım genç sahâbîler ve tâbiîler tarafından görüşleri yaygınlaştırılmış ve amele konu edinilmiş kimselerdir.

Hazreti Aişe (Radıyallâhu Anhâ) validemizin bu açıdan daha önde olması, onun kavrayış, zekâ gibi üstünlüklerinin yanı sıra, özetlemeye çalıştığımız arka plan bağlamında ele alınarak anlaşılmalıdır. Hazreti Hatice (Radıyallâhu Anhâ)nın durumu ve Efendimiz (Aleyhissalâtu Vesselâm)ın diğer kızlarının durumu da böyledir.

Hazreti Fâtımâ Validemizin Vefâtı

Hazreti Fâtımâ (Radıyallâhu Anhâ)nın vefâtı, Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâmın ihbarındandır. Efendimizin buyurduğu gibi, vefatından sonra kendisine çocuklarından ve ailesinden ilk kavuşan Hazreti Fâtımâ (Radıyallâhu Anhâ) validemiz olmuştur.

Hazreti Fâtımâ (Radıyallâhu Anhâ) vâlidemiz, Efendimizin, vefâtına şahitlik eden tek çocuğudur. Zira Efendimizin bütün çocukları ondan evvel vefat etmişlerdir. Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)in vefâtı onu son derece üzmüştür. Haber verildiğine göre üzüntüden son derece hasta olmuş ve günden güne adeta erimiş; bu hastalık sürecine bağlı olarak vefât etmiştir.

Hayatı gibi vefâtı da ders niteliğindedir. Hassasiyetleri, cenazesinde de vasiyeti üzerine yerine getirilmiştir. Yaratılmış olan kadınların en faziletlisi, İslâm’ın ilk yıllarını kapsayan yokluk ve sıkıntılı günlerle geçirmiştir dünyadaki ömrünü. Belki de bu ahvâli, dünya hayatının fânîliğini anlatma konusunda en kudsî vaazlardan birisidir.

Ehl-i Beyt’i İstismar Edenlerin Uydurduğu Haberlerin Durumu

Kurguladıkları tasavvurları meşrulaştırabilmek için ehl-i beyte isnâd etmeyi kendilerine dava edinmiş olanların en çok istismar ettikleri tarihi şahsiyetlerden birisi de Hazreti Fâtımâ (Radıyallâhu Anhâ) validemizdir. Şiîler, onun hakkında aslı astarı olmayan pek çok şey uydurmuş ve bu asılsız bilgileri yoğun bir propaganda ile zihinlere zerk etmişlerdir. Bu sebeple, ehl-i beyt hakkında nakledilen bilgilerden mutemed eserlerde kayıtlı bulunmayanlar ihtiyatla karşılanmalı ve tahkik edilmeden nazar-ı itibara alınmamalıdır.