İsa (A.S)

Kur’an-ı Kerim’de adı geçen ve İsrailoğullarına gönderilen […]

Kur’an-ı Kerim’de adı geçen ve İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerdendir. Hz. İsa (a.s) Romalıların elinde bulunan Yahudiye’de Romalılardan Tiberius iktidarı döneminde otuz yaşlarına doğru peygamberli ğini insanlara bildirdi. Önce Celile’de sonra Kudüs’te insanları Hak dine davet etti. Yahudilerin dinini tamamlayıp, onların dine kattıklarını düzeltmek için gönderilen Hz. İsa (a.s) kendisine indirilen İncil adlı kutsal kitapta bunu şöyle anlatır: “Ben yok etmeğe değil, tamamlamaya geldim.”

Hz. İsa (a.s), Yahudilerin tahrif ettiği Eski Ahid’i onların anlayışından kurtarmaya, Hz. Musa (a.s)’nın getirdiği akideyi yerleştirmeye ve Yahudilere daha önce bildirilen zahmetli bazı ilahi kanunları hafifletmeye çalıştı.

Memleketi Celile’de Genaseret gölü kıyısında ilk vaaz ve tebliğlerini bildiren Hz. İsa (a.s) daha sonra Kudüs’e gitti. Yahudiler Hz. İsa (a.s)’yı, dönemin Romalı Kudüs valisi Pontus Pilatus’a şikayet ettiler. Havarilerin içinde Yahuda isimli birisi Hz. İsa (a.s)’ya ihanet etti ve Hıristiyanların inancına göre Hz. İsa (a.s) çarmıha gerilerek öldürüldü.

Kur’an-ı Kerim’de ise hadise şöyle anlatılmaktadır; “Halbuki onlar İsa (a.s)’yı öldürmediler ve asmadılar. Fakat kendilerine bir benzetme yapıldı.” (Nisa, 4/156) Rivayete göre Hz. İsa (a.s)’ya ihanet eden Yahuda, Romalılar tarafından İsa (a.s) zannedilerek asılmıştır.

İsa (a.s), orta boylu, kırmızıya çalar beyaz benizli, düz saçlı idi. Saçını uzatır, omuzları arasına salardı. Geniş göğüslü, küçük yüzlü çok benli idi. Sırtına yün elbise, ayağına ağaç kabuğundan yapılmış sandal giyer, çoğu zaman da yalınayak yürürdü.

Kendisinin geceleri varıp barınacağı bir evi, ev eşyası ve zevcesi yoktu. Hiç bir şeyi yarın için biriktirip saklamazdı. İsa (a.s) dünyadan yüz çevirir, ahireti özler, Allah’a ibadete koyulurdu.

Yeryüzünde nerede güneş batarsa orada konaklar, iki ayağının üzerinde namaza durur, gece namaz, gündüz de oruç ile günlerini geçirirdi. İsa (a.s) göğe kaldırıldığı zaman, yün bir kaftan, bit çift mesti, bir de deri dağarcıktan başka bir şey bırakmamıştı.

Kur’an-ı Kerim’e göre Hz. İsa (a.s)’nın annesi Hz. Meryem’dir. Hz. Meryem (a.s), yine Kur’an’da ismi geçen dört seçkin aileden biri olan İmran ailesinden idi. Hz. Meryem, Zekeriya (a.s)’nın koruması ve gözetimi altındaydı.

Hz. Meryem, Beytü’l-Makdis’te, doğu tarafta özel bir bölmeye yerleştirilmişti. Zekeriya (a.s), Hz. Meryem’in yanına geldikçe orada, rızkını ve yiyeceğini hazır görürdü. Hz. Meryem, Beytü’l Makdis’te zikirle, ibadetle hayatını geçiriyordu. İşte bu sırada Allah (c.c), ona bir beşer suretiyle Cebrail (a.s)’i gönderdi. Bu durum, Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde anlatılır; Hz. Meryem dedi ki;

– “Ben senden Rahman’a sığınırım. Eğer O’ndan korkuyorsan bana dokunma!” O da;

– “Ben, temiz bir oğlan bağışlamak için Rabbinin sana gönderdiği elçiden başkası değilim” dedi. Hz. Meryem;

– “Bana bir insan temas etmemişken, ben kötü kadın olmadığım halde nasıl oğlum olabilir?” dedi. Cebrail (a.s);

– “Bu böyledir. Çünkü Rabbin, “Bu Bana kolaydır, onu insanlar için bir mucize ve katımızdan da bir rahmet kılacağız” diyor, dedi. İş olup bitti. Böylece Hz. Meryem, İsa (a.s)’ya gebe kalarak bir köşeye çekildi. Doğum sancıları başladı ve başına gelen bu hadiseden dolayı çok üzülerek, keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim” dedi. (Meryem, 19/1 8-23)

Cebrail (a.s), Meryem validemize, babasız doğuracağı çocuğun özelliklerini ve mücadelesini haber vermiş, Hz. Meryem’i teselli etmiş ve ayrılıp gitmişti. Hz. Meryem’in kendisini Allah’a ibadete verdiğini ve onun tertemiz bir kadın olduğunu bilenler de bilmeyenler de bu duruma hayret etmiş ve doğumun bu şekilde nasıl olabileceği tartışmasına girmişlerdi.

Hz. Meryem ise olayı, çocuğa sormalarını işaret etmişti. Fakat “Onlar, biz beşikteki çocukla nasıl konuşabiliriz? dediler. Çocuk, ben şüphesiz Allah’ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı. Nerede olursam olayım, beni mübarek kıldı. Yaşadığım sürece namaz kılmamı ve zekat vermemi, anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum gün de, öleceğim gün de, dirileceğim gün de, bana selam olsun, dedi.” (Meryem, 19/23-33)

İsa (a.s)’nın babasız olarak mucizevi bir şekilde doğuşu, Allah (c.c)’ın dilemesinden ibaretti. Hatta Allah (c.c) katında, oluş itibariyle Adem (a.s) ile İsa (a.s) arasında fark yoktu. Nitekim ayeti kerimede, durum şu şekilde izah edilir; “Gerçekten İsa’nın babasız dünyaya geliş hali de Allah katında Adem’in hali gibidir. Allah, Adem’i topraktan yarattı, sonra da ona ol dedi, o da hemen (insan) oluverdi.” (Ali İmrân, 3/59)

İsa (a.s) otuz yaşında iken peygamberlik görevi aldığında, hemen İsrailoğullarına durumu bildirdi. İsa (a.s)’nın çağrısına kulak tıkayan ve ellerindeki Tevrat’ı tahrif edip pek çok değişiklikler yapan İsrailoğulları, Hz. İsa (a.s)’ya inanmadılar.

Ayrıca Allah (c.c), Hz. İsa’nın risaletini destekleyen mucizelerde gösteriyordu. Kur’an-ı Kerim’de zikri geçen mucizeleri şunlardır; “İsa (a.s)’nın, çamurdan kuş biçiminde bir heykel yapması ve onu üfleyince kuş olup uçması, ölüleri diriltmesi, anadan doğma körleri ve alaca hastalığına tutulmuş olanları tedavi etmesi, gökten sofra indirmesi, Havarilerin ve diğer arkadaşlarının evlerinde ne yediklerini ve neler sakladıklarını söyleyerek gaibden haber vermesi.”

İsrailoğulları, İsa (a.s.)’yı ve O’na tabi olanları durdurmak için pek çok yol denediler. Sonunda Hz. İsa (a.s)’yı öldürmeye karar verdiler. Ancak Allah (c.c), onların planlarını etkisiz hale getirdi.

Yahudiler, Hz. İsa (a.s.)’ya benzeyen birini yakalayıp astılar ve; “Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük” dediler. (Nisa, 4/157) Öte yandan Kur’an-ı Kerim, asıl durumu şu şekilde açıklar; “Halbuki onlar İsa’yı öldürmediler ve asmadılar. Fakat kendilerine bir benzetme yapıldı. Ayrılığa düştükleri şeyde, doğrusu şüphededirler. Onların bu öldürme olayına ait bir bilgileri yoktur. Ancak kuru bir zan peşindedirler. Kesin olarak onu öldürmediler, bilakis Allah, O’nu kendi katına yükseltti. Allah güçlüdür, hakimdir.” (Nisa, 4/157-158)

İsa (a.s) ayette de belirtildiği gibi, öldürülmeden göğe yükseltilmiştir. Mezarı dünyada değildir. Ayrıca Miraç’ta, Peygamberimiz kendisini görmüştür. Hz. İsa (a.s), göğe yükselmeden önce, havarilerine ve tüm insanlığa şu müjdeyi vermişti; “Ey İsrailoğulları! Doğrusu ben, benden önce gelmiş olan, Tevrat’ı doğrulayan ve benden sonra gelecek ve adı Ahmed olacak bir peygamberi müjdeleyen Allah’ın size gönderilmiş bir peygamberi yim.” (Saf, 61/6)

Hz. İsa (a.s) göğe çekildiği sıralarda kendisine inananların sayısı çok azdı. Daha sonra bir ara Hz. İsa (a.s)’nın getirdiği inancı kabul edenler çoğaldı ise de, sonunda Hıristiyanlar da İsrailoğulları gibi yoldan çıktı ve pek çok yanlışlıklara saptılar. Bugün, Hıristiyanların sahip oldukları teslis inancı, İsa (a.s)’nın göğe yükseltilmesinden hemen sonra ortaya çıkmıştır.

İsa (a.s)’nın annesi Hz. Meryem Hz. İsa (a.s)’nın göğe çekilmesinden sonra altı sene kadar daha yaşamış ve ölmüştür.

Hz. İsa (a.s)’ya dört büyük ilahi kitaptan biri olan İncil verilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de İncil’in Hz. İsa’ya verilişi ile ilgili şu bilgiler vardır; “Arkalarından da izlerince Meryem oğlu İsa’yı Tevrat’ın bir tasdikçisi olarak gönderdik. Ona da bir hidayet, bir nur bulunan İncil’i, ondan evvelki Tevrat’ın bir tasdikçisi ve sakınanlara bir hidayet ve öğüt olmak üzere verdik.” (Mâide, 5/11)

Ancak bu İncil de Tevrat gibi tahrifata uğramıştır. Bununla birlikte Allah-u Teala tarafından son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v)’e indirilen Kur’an-ı Kerim, Zebur, Tevrat ve İncil’in hükümlerini ve geçerliliklerini ortadan kaldırmıştır.

Hz. İsa (a.s) İslam alimlerinin çoğunluğuna göre cisim ve ruhuyla göğe yükseltilmiştir. Kıyamet vaktine yakın yeryüzüne inecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek ve İslam şeriatıyla hükmedecektir.

Hz. İsa (a.s) bedeniyle göğe yükseltildiğinden, Kur’an-ı Kerim’de bildirilen; “Ölümden evvel” (Nisa, 4/159) ve “Öleceğim güne ve diri olarak gön derileceğim güne” (Tevbe, 9/34) mealindeki ayetler Hz. İsa (a.s)’nın nüzulünden sonraki ölümünü anlatır.

Hz. İsa (a.s) gökten Arz-ı Mukaddes’e inecek, elinde bir kargı olacak, Afik denilen bir yerde ortaya çıkacak ve Kargı ile Deccal’ı öldürecek ve sabah namazında Kudüs’e gelecektir. İmam kendi yerini O’na vermek isteyecek fakat O, imamın gerisinde Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’in şeriatına uygun olarak namazını kılacaktır.

Sonra domuzu öldürecek ve haçı kıracak, sinagoglar ve kiliseleri yıka cak ve iman etmeyen bütün Hıristiyanlarla savaşacaktır. Hz. İsa (a.s) nüzulünden sonra kırk sene daha yaşayacak, öldüğünde müslümanlar namazını kılacak ve İslam dinine uygun olarak gömülecektir.