Kerahiye – Çirkin Şeyler- Kitabı

KERAHİYE KİTABI (Mekruh / çirkin olan şeyler) […]

KERAHİYE KİTABI

(Mekruh / çirkin olan şeyler)

 

 

 

Mekruh, harama daha yakındır. İmamı Muhammed’e göre bütün mekruhlar haramdır. Hakkında kati delil olmadığı için onu haram diye telaffuz etmedi.

YEMEK HAKKINDA BİR FASIL

Yemeğin bazısı farzdır. Bu, helak kendisi ile helakın def olunduğu miktardır. Bazı yemek menduptur. Bu, ayakta namaz kılmaya ve oruç kendisine kolay olması için farz miktardan zaid olandır. Bazısı mubahtır. Bu, bedenin ziyade kuvvet bulması için doymaya kadar yemektir.

Bazısı haramdır. Bu, doymak üzerine zaid olandır. Ancak yarınki oruca kuvvet kastıyla veya misafirin utanmaması için yenir.

İbadetlerin edasından yazıf düşecek dereceye kadar yemeği azaltarak riyazat[1] yapmak caiz değildir.

Her kim ölü etini helak anında yemekten çekinirse veya yemeyip helak olana kadar oruç tutsa günahkar olur. Tedaviden çekinip ölen kimse bunun hılafınadır.[2] Çeşitli meyvelerle meyvelen-mekte bir beis yoktur, terki efdaldir. Renkli yemekler edinmek israftır. Aynı şekilde sofraya ihtiyaçtan fazla ekmek koymakta israf-tır. Parmakları ve bıçağı ekmekle silmek, tuzluğu ekmeğin üzerine koymak mekruhtur.

Yemeğin sünneti, evvelinde besmele çekmek, sonunda hamd etmek, evvelinde ve sonrasında elleri yıkamak.

Evvela gençlerden başlanır, sonra yaşlılar ile.

Eşek sütünü içmek, deve idrarını içmek helal değildir. Erkek ve kadınlar için altın ve gümüş kab kullanmak helal değildir. Akik, billur, cam ve bakır kabların kullanılması helaldir.

KAZANÇ HAKKINDA BİR FASIL

En efdali cihaddır[3], sonra ticaret, sonra çiftçilik, sonra sanat-karlık gelir.

Kazancın bazısı farzdır. Bu, kendine, ailesine yeten ve borcu-nu ödemeye kafi gelen miktardır. Müstehab kazanç, bundan ziyadedir ki onunla fakire yardım etsin ve sıla-i rahim (akrabayı) gözetsin.

Mubah kazanç, ziynetlenmek için ziyade kazançtır. Haram kazanç, helal yoldan olsada kibir ve gösteriş için mal toplamak.

Malını israfsız ve kısmaksızın kendine ve aile fertlerine harcar.

Her kim kazanmaya gücü yeterse ona çalışmak lazımdır. Çalışmaktan aciz ise istemesi lazımdır, dilenmeyi terk etse ve ölse günahkar olur. Dilenmekten aciz olsa, acizliğini bilenin onu yedir-mesi veya onu yedirecek kişiye delalet etmesi farzdır.

Mescidde dilenenlere vermek mekruhtur. Denildi ki eğer insanların üzerine basmıyor ve namaz kılanların önünden geçmiyor larsa mekruh olmaz. Zalim idarecilerin hediyesini kabul etmek caiz olmaz ancak, malının ekserisinin helaldan olduğu bilinirse müstes-nadır.

Köydeki evi ateşgede[4] yapması için veya kilise veya havra yapması için veya orda içki satması için kiraya vermek mekruh değildir. İmameyne göre mekruhtur.

Şehirde ittifakla mekruhtur. Ekserisi ehli islam olan köylerde aynı şekildedir.

Her kim zimminin şarabını ücretle taşısa, (aldığı ücret) ona helaldir, İmameyne göre mekruhtur. Tacir olan kölenin hediyesini kabul etmek, davetine icabet etmek ve hayvanını ödünç almakta bir beis yoktur.

Kölenin elbisesini hediye (kabul edip) almak ve iki nakitten birini hediye olarak almak mekruhtur.

Muamelelerde, kadın veya köle veya fasık veya kafir olsada bir kişinin sözü kabul edilir. Şu sözü gibi “şu eti müslümandan satın aldım, veya kitabîden aldım”, bu durumda helal olur. “Mecusiden aldım”, bu durumda haram olur. Hediyelerde kölenin, cariyenin ve çocuğun sözü kabul edilir. İzin hakkındaki sözleri kabul edilir. Dini meselelerde ise adalet şart koşuldu. Suyun pis olduğunu haber vermek gibi. Müslüman ve adil olan kadın veya köle dahi haber verse bu durumda teyemmüm eder. Fasıkta ve hali bilinmeyenlerde araştırır, sonra zannı galibi ile amel eder.

Sözünün doğru olduğuna zanni galibi olduğu vakitte suyu döküp teyemmüm etse, yalan olduğuna zannı galibi olunca abdest alsa (ve teyemmüm yapsa) daha ihtiyatlı olur.

GİYİNMEK FASLI

Giyinmenin farzı vardır. Bu, avreti örten, sıcaklık ve soğuğun zararını def eden elbisedir. Keten veya pamuk olması daha iyidir. En iyisi ile düşüğü arasında olur.

Müstahab olan, ziyneti takınmak için, Allahın nimetini açıkla-mak için, daha ziyadeli olan elbisedir. Mubah olan, süslenmek için giyinen güzel elbisedir. Mekruh olan, kibir için giyinmektir.

Elbisenin beyaz ve siyah olması müstehabtır. Kırmızı ve sarı mekruhtur.

Sarıkta sünnet olan ucunun  omuzlar arasından bir karış miktarı salıverilmesidir. Denildiki sırtın ortasına kadar, denildiki oturduğu yere kadar.[5] Sarığının (dolamasını) yenilemek isteyince, onu sardığı gibi çözer.

Kadınlar için ipek giyinmek helaldir, erkeklere helal değildir. Ancak alamet (markası için olan) dört parmak miktarı müstesnadır.

İpek yastık edinmek, ipek yatak edinmekte bir sakınca yoktur. İmameyn buna muhaliftir.

Dokumasının dik ipleri ibrişim (ipek) olup, yan örgüleri başka şey olan kumaşı giymekte bir sakınca yoktur.

Bunun aksi olan kumaş ancak harbte giyinir. Halis ipeği harb-te giymek mekruhtur, imameyn buna muhalefet etti.

Kadınlar için altın ve gümüşle süslenmek helaldir, erkekler için helal değildir. Ancak mühür, kemer tokası ve kılıcın kabzası gümüşten olabilir. Yüzüğün taşındaki çivinin altın olması müstes-nadır. Altın ve gümüşle elbiseye yazı yazmakta müstesnadır. Gümüşle dişi bağlamakta caiz olur, altınla caiz değildir. İmameyn buna muhaliftir.

Taş, sarı, demir ile yüzük kullanılmaz. Denildiki sarı taş ile mubahtır.

Yüzük kullanmayı terk etmek sultan ve hakimlerin gayrısı için efdaldir. (Sultan ve hakim gibi görevliler yüzüğü mühür için kullanırlardı.)

Gümüş sırmalı kaptan yemek ve içmek caizdir. Gümüş kapla-malı koltuğa oturmak, gümüşün olduğu yerden sakınmak şartıyla caizdir. Ebu Yusuf’a göre mekruhtur, İmamı Muhammed’den iki rivayet vardır.

Çocuğa altın veya ipek giyindirmek mekruhtur.[6]

Mendili kibirlenerek, terini silmek veya sümkürmek veya abdestte kullanmak için taşımak mekruhtur. Eğer ihtiyaç için ise mekruh olmaz. Sahih olan budur. (Kurulanmak için taşınır.)  

Parmağa, hatırlatma için ip bağlamakta bir beis yoktur.

FASIL

BAKMAK VE BENZERİ ŞEYLERİN HÜKMÜ

Avret yerine bakmak haramdır; ancak zaruret anında müstes-nadır. Doktor, sünnetçi, ebe, iğneci gibi. Zaruret miktarını (öteye) geçemez. Erkek, erkeğin avretten başka yerlerine bakabilir. Bunlar namaz bahsinde beyan edildi.

Kadın şehyvetten emin ise, kadın ve erkekten, erkeğin diğer erkeğe bakabildiği yerlere bakar.

Kişi hanımı ve cima etmesi helal olan cariyesinin bedenin  tamamına bakabilir. [7]

Mahremlerinin ve başkasının cariyesinin yüzüne, başına, göğ-süne, ayak ve koluna bakabilir. Bakmak ve dokunmakta, şehvetten emin olması şartıyla (bu sayılanlara) dokunmasında bir beis yoktur.

Kişi şehvetten emin olsada (mahreminin) karnına, sırtına, bal-dırına bakamaz. Yabancı olan hür kadının ancak yüz ve eline, şehvetten emin olması şartıyla bakabilir.

Eğer şehvetten emin değilse şahidin eda anından gayrısı için caiz olmaz, hakimin hüküm vermesinin (gayrısı için caiz olmaz.)

Şehvetten emin olsada yabancı kadının yüz ve eline dokunması, şayet genç kadın ise, caiz olmaz. Şehvet duyulmayan yaşlı kadın ise veya kişi yaşlı olup kendine ve kadına şehvetten emin ise (dokunabilir.)

Şehvet korkusu ile birlikte cariyeyi satın almayı kast ettiği vakitte bakması ve tutması caizdir. Veya nikahlanmayı istediği vakitte.

Köle, efendisi olan kadınla yabancı gibidir. Kesik ve buruk sağlam gibidir.

Erkek için gömleksiz, şalvarlı iken diğer erkeği öpmesi veya kucaklaması mekruhtur. Ebu Yusuf’a göre mekruh değildir.

Musafaha etmekte bir sakınca yoktur. Alimin veya adaletli sultanın elini öpmekte bir beis yoktur.

Cariyenin izni olmadan azil yapabilir. Hanımının izni olmadan (azil) yapamaz.

Cariye buluğa erince tek kat elbise ile satışa sunulmaz.

 

İSTİBRA HAKKINDA BİR FASIL

Her kim satın almakla veya başka bir yol ile cariyeye sahip olsa, hayız görenlerden ise bir hayız geçmedikçe, hayız görmeyen-den ise bir ay geçmedikçe ona cima edemez ve cimaya götüren hareketler yapamaz. (Bu hususa istibra- rahmi temizlemek denir.)

Hayızı kesik olan cariye (yaşlılıktan değilse) üç ay ile istibra yapar. İmamı Muhammed’e göre dört ay on gün, imamı Muham-med’den başka bir rivayette yarısı (iki ay beş gün) ile.

Hamile cariyede ise, doğurana kadardır.

Sahip olunan cariye ister bekar olsun, ister kadın tarafından satın alınmış olsun, veya küçük çocuğun malı ile alınmış olsun, veya vatı etmesi üzerine haram olanlardan olsun (yine istibra etmedikçe kişiye haramdır.)

Satıcı için istibra müstehabdır, vacib değildir. Kendinde malik olduğu hayız yeterli değildir.Teslim almadan evvelki hayızda yeterli değildir. Veya fuzulinin satışındaki izinden olan hayızda yeterli değildir. Doğumda aynı şekildedir.

Teslimden sonra mevcut olan hayız, cariye mecusi olup müslüman olduğu halde yeterlidir.  İstibra, ortağının nasibine sahip olduğu anda vacip olur. Kaçmış cariyenin geri döndürülmesinde, gasb edilenin geri verilmesinde, kiralananın geri verilmesinde, rehin olanın kurtarılmasında vacib değildir. İstibrayı düşürmek için çare aramak Ebu Yusuf’a göre mekruh değildir. İmamı Muhammed buna muhaliftir.

İlk sahibinden vatı etmediği bilinirse evvelkisi alınır. Eğer ihtimal varsa ikincisi alınır, Çare şudur, eğer nikahı altında hür kadın yoksa cariyeyi nikahlar, sonra satın alır.

Eğer nikahında hür kadın varsa satıcı satıştan evvel onu (başka biri ile) evlendirir, veya satıştan sonra ve teslimden evvel müşteri cariyeyi evlendirir. Satın almaktan ve teslimden  sonra koca cariyeyi boşar.

Her kim, nikah altında cem olunamayan iki cariyeyi alsa, sadece birine cima edebilir. Eğer her ikisine vatı etse veya vatıya götüren şeyi yapsa, taki birini kendine haram edene kadar, her ikisine vatı etmesi ona haram olur.

SATIŞ HAKKINDA BİR FASIL

İnsan pisliğinin satılması, katıksız olursa mekruh olur, (toprak veya kimyasal madde ile) karışık olursa caizdir. Sahih olan budur.

Hayvan pisliğinin satışı caizdir. Menfaatlenmek, satışı gibidir.

Her kim bir kişinin cariyesini başkası ile beraber görse, o kişi cariyeyi sattığı halde, “sahibi beni vekil etti veya ondan cariyeyi satın aldım veya onu bana hibe etti veya bana tasadduk etti” dese, (onu gören kişi için) kalbine bu adamın doğru söylediği kanaatı vakı olsa, cariyeyi ondan satın alması ve cima etmesi helal olur.[8]

Mekke’de bina satışı caizdir. Arazisini satmak ve kiraya vermek mekruhtur. İmameyn buna muhaliftir. Onların sözü imamı Azam’dan bir rivayettir. İnsanların ve hayvanların azıklarında kara borsa, belde ehline zarar verirse mekruhtur. Ebu Yusuf’a göre karaborsa olması umuma zarar veren her şeyde mekruhtur, velevki altın, gümüş veya kumaş olsun.

Hakime, kara borsa yapan kişinin işi çıkartılınca, ihtiyacından fazlasını satmasıyla ona emreder. Eğer çekinirse hakim onun aleyhine satar. Çiftliğinin gelirinde karaborsa olmaz, başka beldeden getirttiği şeyde de karaborsa olmaz. Ebu Yusuf’a göre mekruhtur. İmamı Muhammed’e göre şayet âdette şehre ordan getirilirse yine aynıdır. Şeçilen (fetva) budur.

Üzüm suyunu şarap yapacak olana satmak caizdir. Müslüman şarap satsa ve parasından borcunu ödese, alacaklının onu alması mekruhtur. Eğer borçlu zimmi ise mekruh olmaz.

Narh (ücretlere sınır) koymak mekruhtur. Ancak hububat sahipleri kıymette fahiş miktarda artırma yaparlarsa, ilim ehlinin meşveresiyle narh koymakta bir beis yoktur.

Küçük çocuk için mutlaka lazım olan şeyi satın almak ve satmak, kardeşi, amcası, annesi ve onu bulan kimseler için, eğer çocuk onların bakımında ise caizdir. Sadece annesi çocuğu ücretli işe verebilir.

DEĞİŞİK ŞEYLER HAKKINDA BİR FASIL

Ok atmak, at, eşek, deve ve koşmak ile yarış caizdir.

Yarışta iki taraftan birinden veya üçüncü bir kişi tarafından önce geçen için ücret şart koşmak caizdir. Her iki taraftan ücret şart koşulursa haram olur. Ancak iki taraf arasında, her ikisine denk üçüncü bir kişi olursa ve her ikisini geçerse her ikisinden ücreti alacak, şayet geçilirse ikisine bir şey vermeyecek (şartıyla helal edici birisi) olması durumunda müstesnadır. İki kişi arasındaki yarışta, hangisi geçerse diğerinden alacak (durumuda müstesnadır.) Bunun gibi iki kişi bir meselede ihtilaf etse, faziletli bir alime müracaat kast etseler ve buna bir ücret koysalar (caiz olur.)

Düğün yemeği sünnettir. Her kim davet edilir de icabet etmez-se günahkar olur. O yemekten bir şey almaz, dilenciye vermez ancak sahibinin izni ile müstesnadır. Davet edilen bilseki orda çalgı var, icabet etmez. Bunu bilmese ve hazır olsa, eğer men etmeye kadirse bunu yapar, eğer kadir değilse ve kendiside insanların kendisine tabi olduğu bir kimse ise veya çalgı sofrada ise orda oturmaz. Böyle değilse oturmasında bir beis yoktur. İmamı A’zam derki; “bir kere bununla imtihan olundum da sabrettim.” Bu sözü kendisinin, tabi olunan bir imam olmasından evvelki haline haml olunur. “İmtihan edildim” sözü, bütün çalgıların haram oldu-ğuna delalet eder. Zira ibtila, ancak haram şeyle olur.

Sözün bazısı, kendisi ile mükafat verilendir. Tesbih ve benzerleri gibi. Muhakkak bu tesbihi, fasıklık meclisinde bildiği halde yaparsa günahkar olur. Eğer bununla vaaz ve red kast ederse, güzeldir.

Tüccarın eşyasını açtığı zaman bunu yapması[9] mekruhtur.

Kur’anı tercî’[10] ile okumak ve onu dinlemek mekruhtur. Denildi ki bunda bir beis yoktur. Resulullah sallallahu teala aleyhi ve sellemden, kendisinin Kur’an okumak, cenaze, harb ve vaaz anında sesin yükseltilmesi mekruh gördüğü rivayet edildi.

Vecd diye isimlendirilen teganni anındaki (kendinden geçip bağırmak-yakasını yırtmak gibi) durumlar hakkında zannın nedir?[11]

İmamı A’zam, kabir yanında Kur’an okumayı kerih gördü, İmamı Muhammed buna cevaz verdi. Bu, fetva olarak alındı.    

Kelamın bazısı kendinde sevap ve günah olmayandır. Kalk, otur gibileri. Denildiki bunlar kişi aleyhine yazılmaz.

Kelamın bazısı günah olur. Yalan, gıybet, dedikodu ve sövmek gibi.

Yalan haramdır; ancak harbte hile için ve iki kişinin arasını sulh etmek için, ailesini razı etmek için ve zalimi zulümden def etmek için caizdir.

Yalan ile tariz (sözü dokundurmak) mekruhtur; ancak hacet için olursa müstesnadır. Zalim hakkında gıybet olmaz. Zulmu şikayette günah yoktur. Gıybet ancak malum için olur. Bir belde ahalisini gıybet, gıybet değildir.

Tavla, satranç ve ondört (taş veya dama) oyunları haramdır. Bütün oyunlar da haramdır. (Vakti israf ederler, namaz ve ilme mani olurlar, üzerlerine bahis veya kumar oynanır.)

Burulmuş kişiyi görevli çalıştırmak mekruhtur.[12]

İnsan saçını, insan saçına eklemek (peruk gibi) mekruhtur.

Duada şu sözü mekruhtur, “Arşından olan izzet aktin ile senden isterim”, Ebu Yusuf buna muhaliftir. Şu sözü mekruhtur “Peygamberlerin ve resullerinin hakkı ile senden isterim”[13]

Çalgı dinlemek haramdır. (Bu hükümden sadece savaş için çalınan davul-boru-mehter marşı gibileri, düğünü bildirmek için çalınan davul-zilsiz def gibileri hariçtir. Bunlarda söylenen şiirlerin de islama zıt olmaması ve kadın sesi ile olmaması gerekir.)

Kur’anı aşırlara ayırmak ve noktalamak mekruhtur; ancak acemler (arap olmayanlar) için olursa güzeldir.

Mushafı ziynetleme de bir beis yoktur.

Zimminin Mescidi Haram’a girmesinde bir beis yoktur. Hasta olduğunda zimmiyi ziyarette bir beis yoktur.[14]

Hayvanları burmak caizdir. Eşeği, ata çektirmekte caizdir.[15]

Erkek ve kadınlar için (tedavi için) şırınga caizdir, şarap ve benzeri haram şeylerle caiz olmaz.

Hakime yeterli maaş vermek, şart koşulmaksızın olursa beis yoktur.

Cariye ve ümmü-veledin mahremsiz sefere çıkmasında bir beis yoktur. Onunla halvetin mubah olduğu söylendi. Mubah olma-dığı da söylendi. Kölenin boynuna tasma vurmak mekruhtur. Bağ-lamak mekruh değildir.

Bakkala borç para verip para bitene kadar ihtiyaç duyduğu şeyi alması mekruhtur. [16]

Sünnet olan tırnakları kesmektir. Koltuk altını yolmak ve kasık altını ve bıyığı tıraş etmektir. Bıyığı kısaltmak daha güzeldir.

Erkek ve kadınlar için bel peştemalı ile örtündüğü vakit, gözlerini koruyarak hamama girmekte bir beis yoktur. Evlere suyu taşımak için kab edinmek müstehabtır, çömlek olması efdaldir.

Keçe ile evin duvarlarını soğuktan korumak için döşemekte bir beis yoktur. Süslemek için olursa mekruhtur. Aynı şekilde oda-nın örtüsünü sarkıtmakta böyledir.

Her kim farzları eda etse, güzel manzara ve güzel cariyelerle nimetlenmeyi sevse bir beis yoktur.

Yeterli olanın en düşüğü ile kanaat edip fazla gelen kısmı ahirette faydalanılacak şeylere harcamak daha uygundur.

 

 



[1] Şimdiki tabirle rejim yapmak. Normal yemek ve istirahat sıhhat için yeterlidir.

[2] Tedavi neticesinde şifa kesin olmadığından tedaviyi terk etmekle günahkar olmaz.

[3] Cihadda elde edilen ganimetler en helal maldır.

[4] Ateşe tapanlar için tapınak, ibadethane yapılması.

[5] Bu zamanda insanlar alaycı olduklarından büyüklerimiz sarığın ucunun uzatılmamasını tavsiye etmişlerdir, zira cahiller sarığın ucunu kuyruğa benzetip alay ederse dinden çıkabilirler.

[6] Erkek çocuk mesul olmasa da, ona altını takanlar mes’ul olur.

[7] Ancak kaba avrete bakmamak gerekir, zira unutkanlık ve hayasızlığı çoğaltır.

[8] Rastgele satılan malı, ucuzdur diye almamak lazımdır, zira çalıntı olabilir.

[9] Mesela: Maşaallah veya Allah-Allah, diyerek malını rağbetlendirmesi caiz olmaz.

[10] Terci’: Sesini dalgalandırmak, kısıp çoğaltmak şeklinde olup ziyade veya noksanlık olursa, tecvid kurallarına muhalif olursa mekruh olur.

[11] İlahi diye çalgı ile zikir-salavat-tevhid söylemek bid’atın ta kendisidir, caiz değildir.

[12] Zekeri burmak şehveti kesmek için yapılır, fakat bunda müsle (zaları kesmek) manası vardır, bu ise dinimizde yasaktır, buna mani olunmazsa insanlar bu işe rağbetlenirler.

[13] Uygun olanı, Peygamberlerin veya dostların hürmetine senden isterim.

[14] Bununla islamın güzelliği ona belli edilir.

[15] Doğan hayvana katır denir, Resulullah sallallahu aleyhi vesellem de katıra binmiştir.

[16] Zira bunda menfaate çeken borç vermek vardır ki bu yasaktır, faiz gibi haramdır. Bunun çaresi, bakkala verdiğini emanet olarak verir ve aldıkça ödeme yapılır, ancak bu durumda bakkalda olan parası emanet olup kaybolsa bir şey ödenmesi gerekmez.

Yeri gelmişken söyleyelim bu günkü kıredi kartları ile açılan imkanlarda kırediyi veren müesseselerin mutlaka menfaatleri vardır. Ayrıca vaktinde ödenmezse belli miktarlarda ceza adı altında bir miktar para alınırki bunu baştan kabul etmekte ziyedeliği kabul etmek gibidir. Faiz alanlar da zaten aynısını yapmaktadırlar.

Kasrı Fatih