Sakın Ölmeyin Ancak Müslümanlar Olarak Ölün

Sakın Ölmeyin Ancak Müslümanlar Olarak Ölün Bugünkü […]

Sakın Ölmeyin Ancak Müslümanlar Olarak Ölün

Bugünkü yazımızın başlığını, Yüce Rabbimizin sonsuz kelamından aldık. Al-i İmran suresinin 102. Ayeti kerimesinde buyrulan ifade; tüm insanlık için rahmet dolu ilahi bir ikaz mahiyetindedir. Sonsuz rahmet sahibi olan Allah’ımız, kullarının dünyada iken Müslümanca yaşayıp, Müslümanca ölmelerini istemektedir. Bu biz kulların yararına olan çok büyük bir nimettir. Yoksa Mevla, ne bizim iman etmemizle bir yarar sağlayacak ne de inkâr etmemizle zarara görecektir.

İman sahibi olmakla, inkârcılardan ayrılırız. Yani başıboş bir yaşantıyı elimizin tersi ile itmiş ve Müslümanca yaşamayı kabul etmiş oluruz. Bu kabulleniş, artık hayatımızın her safhasında Allah (c.c.) ve Resulünü (c.c.) dikkate alarak yaşamayı gerektirmektedir.

Kur’an’da yer alan her şey ve Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) örnek hayatı, Âdemoğlunun hem dünya hem de ahiret hayatını selamete erdirecek sayısız hikmetlerle doludur. Ancak iman edenler, maalesef suretten kurtulup da gerçek manada Kur’an ve sünnete uymadıkları için hep sıkıntı içindedirler. Müslümanca yaşamadığımızdan dolayı müminler, kâfirlerin baskısı altında ezilmektedir. Rabbim tez zamanda uyanmayı ve toparlanmayı ikram eylesin.

Mahmud Efendi Hazretlerimizin (k.s.) Müslümanca yaşamaya dair şu ifadeleri çok manidardır: “Yarabbel Âlemin! Hepimiz sana sığındık kendimizi sana emanet ediyoruz. İmanımızı, amellerimizi, namusumuzu şerefimizi sen muhafaza eyle, sen daimi, bâki ve muhafızsın. Neden söylüyorum bunları çünkü insanlar kaymak için bahane arıyorlar. En ufak fırsatta İslam’dan hemen taviz veriyorlar. İnsanlar ölümlerine çok var zannediyorlar. Hâlbuki ölüm aniden geliveriyor. Yani insan demiyor ki belki de ölümüme çok az kalmıştır, aman kaymayayım. Kimi çarşafını çıkarır, kimi şalvarı cübbeyi çıkarır. Biraz buna sabretsek ölüm bizi iyi bulacak.”

Evet, gerçekten de günümüzde gayri İslami yaşantıya özenerek kaymalar olmaktadır. Özellikle gençliğimiz, küfrün aldatıcı tuzaklarına kapılıp; uyuşturuşu, zina, kumar gibi daha pek çok kötü alışkanlıkların içine düşmektedir. “Bir kereden ne olacak ki!”, “Bir şey olmaz, gençtir yapsın”, “Hangi çağda yaşıyoruz? Bu devirde olur böyle şeyler” gibi bahanelerle sürekli İslam’dan tavizler verilmektedir. Taviz vere vere ömürler tükenmektedir.

Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz: “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz!” buyurmaktadır. Ömrümüzü iyi değerlendirmeliyiz, İslam’a uygun yaşamalıyız ki son nefesimizi de imanla verebilelim. Efendi Hazretlerimiz (k.s.) bu hususu ne güzel dile getirmiş ve nasıl bir tavır takınmamız gerektiğini bizlere göstermiştir. Demek ki öncelikle Mevla’ya sığınmalıyız, tavizkar bir tutumdan uzaklaşmalı ve sabırla bu istikamet üzere devam etmeliyiz. Rabbim hakkıyla anlamayı ve yaşamayı ikram eylesin, huzuruna Müslümanlar olarak gitmeyi nasip etsin!

Fatih Medreseleri Yaşı İşleri Kurulu

Tags: