Yakub (A.S)

Kur’an’da adı geçen peygamberlerden biridir. Yakub (a.s)’un […]

Kur’an’da adı geçen peygamberlerden biridir. Yakub (a.s)’un soyu, İshak (a.s) vasıtasıyla İbrahim (a.s)’e dayanmaktadır. O, İshak (a.s)’ın ve İshak (a.s)’da İbrahim (a.s)’in oğludur. Annesinin adı “Refaka”dır. Kardeşi Ays ile beraber, ikiz olarak doğmuştur. Kardeşinin ardından doğduğu için ona “Yakub” denmiştir.

Yakub (a.s)’un doğumu ve peygamberliği daha önceden müjdelenmişti. O’nun bu durumu Kur’an-ı Kerim’de şöyle haber verilmiştir; “Biz O’na (İbrahim (a.s)’in hanımına) İshak’ı müjdeledik. İshak’ın ardından da (torunu) Yakub’u.” (Hûd, 11)

Yakub (a.s), önce dayısı Leban’ın büyük kızı Leyya ile ve ondan sonrada küçük kızı Rahil ile evlenmiştir. Leyya’dan Rabil, Yehuza, Şem’un ve Lavi adındaki oğulları doğmuştur. Rahil’den de Yusuf ve Bünyamin dünyaya gelmiştir. Yakub (a.s)’un diğer iki hanımından altı oğlu daha vardı. Toplam on iki erkek evlada sahipti.

Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde Yakub (a.s)’un peygamberliğinden ve çeşitli faziletlerinden bahsedilmektedir. O’nun peygamberliğini dile getiren bazı ayetlerin meali şöyledir: “Nihayet (İbrahim) onlardan ve Allah’ın dışında taptıkları şeylerden uzaklaşıp bir tarafa çekildiği zaman, biz O’na İshak’ı ve Yakub’u bağışladık ve her birini peygamber yaptık. Onlara rahmetimiz den bağışta bulunduk ve kendilerine güzel ve üstün bir şan, şöhret nasip ettik.” (Meryem, 19/49, 50)

“Nuh’a ve O’ndan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. Nitekim İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunla rına, İsa’ya, Eyyüb’e, Yunus’a, Harun’a, Süleyman’a da vahyetmiş ve Davud’a da Zebur’u vermiştik.” (Nisâ, 4/163) Yakub (a.s)’un kuvvetli, basiretli ve halis (samimi) bir kişiliğe sahip olduğunu anlatan bazı ayetlerin meali de şöyledir:

“Kuvvetli ve basiretli kullarımız İbrahim’i, İshak’ı ve Yakub’u da an. Biz onları ahiret yurdunu düşünme özeliğiyle temizleyip, kendimize halis kul yaptık.” (Sâd, 38/45, 46)

O, diğer peygamberler gibi Allah’ın hidayetine erdirilen ve güzel davranan yüce bir kişi idi. Kur’an’da bu hususta şöyle buyurulmaktadır: “Biz O’na (İbrahîm’e) İshak’ı ve İshak’ın oğlu Yakub’u da hediye ettik. Hepsine de doğru yolu gösterdik. Nitekim daha önce Nuh’a ve O’nun soyundan Davud’a, Süleyman’a, Eyyüb’e, Yusuf’a, Musa’ya ve Harun’a da yol gös termiştik. Biz güzel davrananlara böyle karşılık veririz.” (En’âm, 6/84)

Bir de Yakub (a.s) rüya tabir etmeyi de bilirdi. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de bu hususu şöyle haber vermiştir: “Hani bir zaman Yusuf babasına, “Babacığım, ben (rüya) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Bunların hep sinin bana secde ettiklerini gördüm” demişti. (Babası Yakub ona şöyle demişti): Yavrum, rüyanı kardeşlerine anlatma, sonra sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insana apaçık bir düşmandır! Böylece Rabbin seni seçecek ve sana rüyada görülen olayların yorumunu öğretecek. Sana ve Yakub soyuna nimetini tamlayacaktır. Nasıl ki, ataların İbrahim’e ve İshak’a da nimetini tamamlamıştı. Şüphesiz Rabbin bilendir, hikmet sahibidir.” (Yusuf, 12/4, 5, 6)

Yakub (a.s) bitmeyen tükenmeyen güzel bir sabra sahipti. O, sabrıyla ve ümidiyle örnek bir peygamberdi. Kendisi, evlat acısı ve evlat ihanetiyle imtihan edildi. Kur’an’da, O’nun hayatı, Yusuf (a.s)’un hayatı ile iç içe anlatılmıştır. Yakub (a.s)’un gözlerinin kaybolmasına, saçlarının ağarmasına ve belinin bükülmesine sebep olan bu evlat imtihanı ve O’nun örnek sabrı, Kur’an’da şöyle haber verilmiştir; Yakub kendisine ihanet eden çocuklarına şöyle dedi;

– “Herhalde, nefisleriniz size bu işi süsleyerek sizi ona sürükledi. Artık bana güzelce sabretmek kalıyor. Belki de Allah, onların hepsini bana getirir. Çünkü O, bilendir, herşeyi hikmetle yapandır. Ve yüzünü onlardan çevirdi de:

– “Ey Yusuf üzerindeki tasam” dedi ve tasadan gözlerine ak düştü. (Acısını) yutkunuyor. (Açığa vurmamaya çalışıyordu) Dediler ki;

– “Vallahi sen, Yusuf’u ana ana hasta olacaksın, yahut öleceksin!” Yakub (a.s) onlara;

– “Ben üzüntü ve tasamı yalnız Allah’a şikayet ederim ve Allah’tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” dedi. (Ondan sonra şöyle devam etti);

– “Ey oğullarım! Gidin, Yusuf’u ve kardeşini araştırın. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Zira, kafir kavimden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez!” (Yakub (a.s)’un oğulları tekrar Mısır’a Yusuf (a.s)’un yanına döndüklerinde dediler ki;

– “Ey Vezir! Bize ve çocuklarımıza darlık dokundu. Değersiz bir sermaye ile geldik. Ama sen bizim için tam ölçü ver, bize tasadduk eyle. Çünkü Allah, tasadduk edenleri mükafatlandırır.” Yusuf (a.s) dedi ki;

– “Sizler cahil iken, Yusuf’a ve kardeşine yaptığınızın kötülüğünü bildiniz mi? (Bundan tövbe ettiniz mi?)

– “Yoksa sen, sen Yusuf (a.s) musun?” dediler.

– “Ben Yusuf’um, bu da kardeşimdir” dedi (ve şöyle devam etti);

– “Allah bize lütfetti. (Bizi korudu, yüceltti.) Kim (Allah’tan) korkar ve sabrederse, Şüphesiz Allah, iyilik edenlerin ecrini zayi etmez.”

– “Vallahi, Allah seni bizden üstün kıldı. Doğrusu biz suç işlemiştik!” dediler. Yusuf (a.s) onlara;

– “Bugün sizi kınama yok. Allah sizi bağışlar. O, merhametlilerin merhametlisidir. Şimdi şu gömleğimi götürün, babamın yüzüne koyun da gözü açılsın. Ve bütün ailenizle birlikte bana gelin” dedi.

Kervan (Mısır’dan) ayrılıp yola koyulunca, babaları, (yanında bulunan lara);

– “Eğer bana bunak demezseniz, (inanın ki) ben Yusuf’un kokusunu duyu yorum” dedi.

– “Vallahi sen hala eski şaşkınlığın içindesin” dediler. Müjdeci gelip de, Yusuf (a.s)’un gömleğini, Yakub (a.s)’un yüzüne koyunca, derhal gözü açıldı, görür oldu.

– “Size demedim mi ben, Allah’tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim?” dedi. Oğulları;

– “Ey babamız! Bizim için günahlarımızın bağışlanmasını dile. Gerçekten biz günah işledik” dediler. Yakub (a.s) onlara;

– “Sizin için Rabbime istiğfar edeceğim. Şüphesiz O, bağışlayan, esirge yendir” dedi. Nihayet Yusuf (a.s)’un yanına vardıklarında, Yusuf (a.s) ana-babasını kendisine çekip kucakladı ve;

– “Allah’ın dileğiyle, güven içinde Mısır’a girin!” dedi. Anasını babasını tahtı üstüne çıkardı ve hepsi O’nun için secdeye kapandılar. (Ona kavuştukları için Allah’a şükür secdesi yaptılar veya O’nun önünde saygı ile eğildiler.) Yusuf (a.s);

– “Babacığım! İşte bu, önceden gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçek yaptı. Bana iyilik etti. Zira şeytan, benimle kardeşlerim arasına fitne soktuktan sonra, O, beni zindandan çıkardı. Sizi de çölden getirdi. Gerçekten Rabbim, dilediği şeyi çok ince düzenler. O bilen, her şeyi yerli yerince yapandır” dedi.

Bu ayetlerde de ifade edildiği gibi, Yakub (a.s)’un çocukları, neticede yaptıklarına pişman oldular. Babalarından ve kardeşleri Yusuf (a.s)’dan özür dilediler. Babaları Yakub (a.s) ve kardeşleri Yusuf (a.s) onları bağışladılar ve onlar için Allah’a yalvarıp dua ettiler.

Cebrail (a.s), Yakub (a.s)’a gelerek, çocukları için yaptığı duasının kabul edildiğini ve çocuklarının Allah tarafından bağışlandıklarını müjdeledi. Yakub (a.s)’da diğer peygamberler gibi insanları Allah’a inanmaya ve O’na ibadet etmeye çağırdı. Kendisi bu yolda fevkalade örnek bir hayat yaşadı.

Kur’an-ı Kerim’de bildirildiği gibi, Yakub (a.s), İbrahim (a.s)’in yaptığı gibi, ruhunu teslim etmeden önce, çocuklarına vasiyette bulundu; “O zaman (Yakub), oğullarına;

– “Benden sonra neye kulluk edeceksiniz?” demişti. (Onlar da);

– “Senin Rabbin ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın Rabbi olan tek Allah’a kulluk edeceğiz. Biz O’na teslim olanlarız” dediler.